KURUMSAL   |   EĞİTİM SİSTEMİMİZ   |   PROGRAMLARIMIZ   |   BASINDAN   |   KATILIMCI YORUMLARI   |   BAŞVURU KOŞULLARI   |   LİNKLER   |   İLETİŞİM   |   ANASAYFA
Duyuru Seçiniz :


"Güvenlik Sektörü'nde Eğitimin Önemi" konulu yazı dizisine kapsamında ilk konuğumuz; Akademi Özel Güvenlik Eğitim Merkezi Kurucusu Cem Orçun.

Güvenlikte eğitimin önemi sizce nedir?

Diğer bütün mesleklerde olduğu gibi eğitim hem başlangıç standartlarını sağlamak için hem de oluşturulmuş standartları korumak ve görevin etkinliği; verimlilik adına hiç vazgeçemeyeceğimiz bir faktör. Bunu ne kadar doğru kullanırsak performansımız da o derece yüksek olacaktır. Doğru kullanmak kelimesini özellikle söyledim. Çünkü eğitim adı altında yapılan ama "eğitim biriminin" gerçeklerine uygun olmayan birçok uygulamada da kendimizi kandırdığımızı üzülerek görüyorum. Eğitimi planlarken bu konudaki uzmanlara başvurmak onların birikiminden yararlanmak gerekiyor. Eğitim süreçleri, görev tanımlarından yola çıkarak planlanmalı ve tamamen doğru uygulanmalı; aksi takdirde bugün olduğu gibi eğitim verdiğinizi zannettiğiniz çalışanları; eğitim sonrasında doğrudan doğruya görev yapar hale getiremiyorsunuz. Bu aradaki fark; eğitimi planlarken ve uygularken yaptığımız hatalardan kaynaklanıyor. Eğer bu hatalar yapılmamış olsaydı; bugün eğitimini bitiren bir elemanın başka ek bir eğitim almasına ihtiyaç duymadan doğrudan görev yerine gönderebilirdik. Maalesef bunu hiç yapamıyoruz. Eğitimin önemi adına en önemli söyleyebileceğim şey planlama ve uygulamanın doğru olmasıdır. Ama onun ötesinde; bir de meslek içerisinde her ilerleyen adımda, mesleki gelişime olanak sağlayacak eğitimler de olması gerekir. Bunların şu anad olmadığını görüyoruz. Örneğin 5 yıldır bu mesleği yapan bir arkadaşımızın; birtakım birikimleri var, dünya görüşü, tecrübesi değişti ama onu bir üst göreve hazırlayacak eğitimler yok. Tamamen usta çırak usulüyle gelişen bir sektör. Eğer özel güvenlik sektörü gerçekten bir meslek olacaksa; bunu başından itibaren doğru planlamak ve çalışanların önüne bir seçenek olarak koymak lazım. Hedefleri sektör içinde daha iyi şeyler yapmak olanlar varsa; onların önünde faydalanabilecekleri bu adımlar mutlaka olmalı. Yoksa çıkış yolu bulamayan çalışanlar, eğitim olanakları olmadığı, kendilerini geliştiremedikleri ve dolayısıyla mesleki açıdan tatmin olmadıkları için bu sektörden ayrılacaklardır. Bunun da "meslek" olmamızı geciktirecek bir faktör olduğunu düşünüyorum.


Peki eğitimsiz bir personelin sektöre dezavantajı olmuyor mu?

Elbette, bunu birçok yönüyle ele alabilirsiniz. Örneğin böyle bir eleman suç işler, hata yapar, şirketinizi zor duruma düşürür; marka değerinize zarar verir. Hukuken problemlerle karşı karşıya kalırsınız. Size zaman, para ve "itibar" kaybettirir. Eğitimsiz bir insanın veya az eğitimli bir insanın sayılamayacak kadar büyük zararları söz konusudur. Bunu artık işletme sahipleri değerlendirecekler. Onun içindir ki çalışma hayatında personel seçimi konusundaki sistemler artık bir ölçüde, yavaş yavaş, özel güvenlik sektörüne de girmeye, hatta bir takım özel kriterler oluşmaya başladı. Çünkü burada görevlendireceğimiz özel güvenlik görevlileri projelerinde bireysel çalışmak zorunda olan insanlardır. Dolayısıyla, onların psikolojik davranışlarına kadar, her şeyi baştan analiz etmeniz gerekiyor. Hatta kişilik testlerinin de yapılması gerekiyor. Elbette eğitimli olmaları da lazım. Bütün bunlar başlı başına, eğer eğitime ve personel seçimine gereken özeni göstermezseniz, size sorun olarak geri dönecektir.


5188 sayılı kanun hakkında ne düşünüyorsunuz, beklentilerinizi karşıladı mı özel güvenlik yasasının kapsamı?

5188 sayılı kanun ile ilgili eksiklikler yok mu? Var; ama bunları çok önemsemiyorum, düzelecektir. Eksikliklerden ziyade uygulama sırasındaki anlayışlar önemlidir. "Anlayışların" oturması lazım. Herşeyi kanunla düzenleyemezsiniz. Yani etik kuralların ve ahlaki değerlerin de yerine oturması lazım. Bizim şu anda en ciddi sorunumuz maalesef özel güvenlik sektöründe çalışırken, sektör taraflarının üzerinde mutabık kaldığı etik kuralların olmamasıdır. Ne yazık ki ahlaki değerler de henüz tam oturmadı. Bunlar biraz zaman alacaktır. Esas belirleyici olan budur. Yasa bir yere kadar sizin davranışlarınızı tarif ediyor. Bir yerden sonra denetliyor, cezalandırıyor. Ancak günlük yaşamda hakim olan kurallar ahlak kuralları olmalıdır. Yasadan bir şikayetimiz yok fakat özellikle eğitim ile ilgili süreçlerin eksikleri var. Bunları özellikle TÜMGED'in yıllık eğitim sistemini iyileştirme raporuyla toparlayıp ilgili makamlara sunuyoruz. Geçtiğimiz yılki raporumuzdan oldukça faydalanıldığını bizzat yetkililer söylediler. Bu yılki raporumuzda da yeni düşüncelerimiz var. Tüm bunlar hayata geçtikçe eğitim de daha nitelikli hale gelmeye başlayacak. Eğitim süreçlerinin en sonundaki ölçme-değerlendirme süreci de; sınav sistemi de hatalı. Bu sınav sisteminin de daha sağlıklı bir zemine oturması lazım. Ama şunu söylemeliyim ki eksikliklerin yanında sektörde her şeyin her geçen gün daha iyiye gittiğini görüyorum.


Özel Güvenlik ve Koruma bölümünü bünyelerinde barındıran Meslek Yüksek Okulları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Meslek Yüksek okullarının başlangıç düşüncesi çok güzel. Fakat uygulamalarda hatalar olduğunu düşünüyorum. Çünkü baktığınızda çok güzel, doğru, uluslararası standartlarda bir müfredat var. Biz burada yönetici programlarında yetiştirdiğimiz arkadaşlarımıza da hemen hemen aynı programı uyguluyoruz. Ama uygularken özellikle üniversiteye girişte; fiziki yetenekleri özel güvenlik görevlisi olma kriterlerine uygunluğu açısından ayrı bir sınavdan geçirilmeyen öğrenciler, üniversite atmosferinde sadece geçer not alacak kadar öğrenmek suretiyle, bir şekilde okuldan mezun oluyorlar. Bunun bir meslek olarak onlara mal olabilmesi için bu yeterli değil. Süre 2 sene, güzel fakat bu süre içerisinde öğretim modeli ve üniversitenin atmosferi nedeniyle arzu edilen birikimler maalesef öğrencilerde oluşmuyor. Bunun yanına bir de tecrübe eksikliği ekleniyor. Sektörün gerçekleri de arkadaşlarımıza farklı yansıtılıyor. Sanki bu okuldan mezun olur olmaz derhal bir kuruluşta yönetici veya yönetici yardımcısı pozisyonunda birilerinin kendilerini hemen işe alacağını zannediyor ve beklenti içerisinde oluyorlar. Bu bölümlere öğrenci alırken öğrenci adaylarının bir kere öncelikle özel güvenlik çalışanı olup olamayacağına ilişkin yetenek sınavı gibi bir sınavdan ayrıca geçirilmesi gerekiyor.


Peki püf noktası nedir bu yetenek sınavının?

Fiziki yeterliliğinin "güvenlik görevlisi" olmasına mani olmaması lazım. Adaya ilk baktığınızda "güvenlik görevlisi olarak istihdam edemeyiz" izlenimi sizde oluşuyorsa o aday alınmamalıdr. Çünkü bizim mesleğimizde bilgi kadar fiziki yeterlilik de önemli. Bence birinci adım budur. İkinci adım ise; bu arkadaşlarımızın iki yıl boyunca üniversitede okurken sektörle daha iç içe olmaları ve kendilerini neyin beklediğini çok iyi algılamaları lazım. Üçüncüsü de bu programın başarılı olma kriterlerini yükseltmek lazım. Yani 100 üzerinden 30 ya da 40 alan öğrencinin o dersten başarılı sayılmaması lazım. Çünkü bunun sonunda bir meslek edindiriyorsunuz. Meslek edindirebilmek için o işin, o konunun neredeyse tamamını biliyor olduğunu kabul ederek siz öğrenciyi okuldan mezun ediyorsunuz. Bu 3 düzenleme yapılabilirse zannediyorum; mezun olan arkadaşlar ayakları daha sağlam yere basacaklar. Sonrasında da çok başarılı birer özel güvenlik çalışanı olacaklar. Belki de bunun böyle olduğunu görünce tercihlerini baştan başka yerlerde kullanacaklar. Böylece yanlış beklentilerle insanları piyasaya sürmemiş olacağız.


Kimliklerin süresi biten görevliler için bir düzenleme var mı?

Var, 5 yılın sonunda kimlik yenileme süreci yasayla tarif edilmiş durumda. İlk aldıkları eğitime göre daha kısa bir eğitime tabii olacaklar. Ardından bir şekilde sınava girecekler. Sınavda kalma kavramı biraz kaygı yaratıyordu. Kalırsa mesleğinden olacak diye... Fakat öğrendiğimiz kadarıyla yönetmeliğin yeni düzenlemeleri içerisinde sınavda kalma kavramını ortadan kaldırmışlar. Sadece sınav notu yeni sertifikasına yazılacak ama başarısız sayılmayacak. Sınavdan kaç alırsa alsın kimliğini yenileyecek. Zamanla bu durumun bir seçim kriteri haline dönüşeceğini düşünüyorum. Yani bir gün iş verenler eleman alırken başvuranlar arasında sertifika notu 70 veya 80 olanı tercih etmek noktasına geleceklerini düşünüyorum. Şu anda çalışanlar üzerinde çok önemli bir değişiklik yaratmayacak ama ileride böyle bir ortamın oluşacağı kanaatindeyim.


Siz Akademi Özel Güvenlik Eğitim Merkezi'nde nasıl eğitimler veriyorsunuz?

Akademide; bir kere yasanın zorunlu kıldığı eğitimleri; eğitim biliminin icaplarını en doğru şekilde yerine getirerek uygulamaya çalışıyoruz. Bu işimizin zaten birincil ve görünen kısmı. Bizim bakış açımıza göre; sektörde bunlardan çok daha gerçekçi bir sürü eğitim var. Bunların hemen tamamını kurguladık ve zaman zaman da talep geldikçe uyguluyoruz. En önemlilerinden bir kaç tanesinden bahsedeyim size... Örneğin özel güvenlik yönetici eğitimi. Bu yönetici eğitimi kariyer adımlarının ilki. Bunun ikincisi de var ama daha o noktaya gelemedik. Birinciyi kamuoyuna anlatalım ve çıkan sonuçları kamuoyunda görüp, programın yeterliliğine inanç oluştuktan sonra ikinciyi sunmaya gayret edeceğiz. Şu anda ikincisi de planlanmış durumda. "Birinci derece özel güvenlik yöneticisi programının" üçüncüsünü ise şu anda uyguluyoruz. Çok başarıyla uygulanıyor. Bu programdan mezun olan arkadaşlarımızdan, kısa süre içerisinde, çok başarılı pozisyonlar elde edenler var. Hatta programdan mezun olan meslek yüksek okullu arkadaşlarımız da bulunuyor. İster istemez onlara bu mukayeseyi yaptırdık. Yani meslek yüksek okulu programıyla bizim buradaki özel güvenlik yönetcisi programı arasındaki farkı... Konu başlıkları hakkında bir farklılık olmamakla beraber neticeler anlamında çok ciddi, kendisini tatmin eden şeyleri burada öğrendiğini ifade etti. En gururla iftiharla sunduğumuz program budur. Hakikaten şu ana kadar 27 mezun verdik. 17 kişi de şimdi bu programda devam ediyor. Toplam 44 kişi oluyor; bu bizim için gurur verici bir gelişme. Bundan sonra da aynı hatta artan bir hızla devam edeceğiz. Çünkü aldığımız talepler bunu gösteriyor.
Ancak başka neler olması lazım ve ne eksiklikler var diye düşündüğümde; örneğin çok saygın bir bankanın güvenlik personelinin yakın savunma teknikleri eğitimini tamamladık. Bu şu yüzden önemli; örneğin biz özel güvenlik görevlilerine her türlü sorumluluğu yüklüyoruz ama silah kullanmayın diyoruz. Bir olayla karşılaştığınızda şiddetin devamını önleyin; kendinizi küçük duruma düşürecek durumlara gelişmelere fırsat vermeyin diyoruz ama arkadaşlarımızı eksik eğitimle veya sınırlı eğitimle görev yerine gönderiyoruz. Bütün bunları yan yana koyduğumuzda en ciddi ihtiyacın aslında özel güvenlik görevlisi adayımızı; fiziksel özelliklerini geliştiren, silah kullanmadan karşısındakini etkileyen; hatta ondan daha önce fiziki duruşuyla özgüveniyle karşı tarafı caydıran insan haline getirmek lazım. Bu olmazsa olmaz özelliklerden bir tanesi. Biz bunu sağladık, sonuçların çok güzel olduğunu biliyorum. Eğer kişinin psikolojik bozuklukları yoksa; özel güvenlik görevlisinin edindiği bu yetenekleri yanlış kullanmayacaktır. Tek derdimiz budur. Zaten bu eğitime başlamadan önce insanları bu konuda testten geçiriyoruz. Çünkü öğrettiğiniz beceriler yanlış kullanılırsa kendilerine ve çevreye de zarar verebilir. Sorun olmadığını gördük, hemen tamamında çok hoş neticeler aldığımızı söyleyebilirim. Bunların dışında alan eğitimi diyebileceğimiz; örneğin alışveriş merkezlerinin güvenliği, para taşımacılığı hakkında eğitim verdiğimiz kuruluşlar oldu. Bütün bunlar tamamen özel güvenlik sektörünün ihtiyacı olan; ancak yasal düzenlemeleri henüz yapılmamış eğitimlerdir. Sektör bu eğitimlere ihtiyaç duyuyor ama düzenlemeleri yok. Akademi olarak ihtiyaçlara odaklı bir eğitim yelpazesi oluşturmaya çalışıyoruz. Şimdilik yapabildiklerimiz bunlar fakat yasal düzenlemeler oldukça elbette daha iyisini yapabilmek için ayak uydurmaya çalışacağız.